Fatma Madi Babuşcu yazdı: ”Voleybolun Don Kişot’u”

0
40

Don Kişot’u tanımayanımız yoktur sanırım.
Hani şu yel değirmenlerine karşı savaşan kahraman olarak kalmıştır ya aklımızın bir köşesinde… çocukluğumuzun tozlu raflarından gülümseyerek yad ederiz…
Yıllar geçer Don Kişot’la büyüyen çocuklar hayatın gerçeklerine karışıp gider, hayalleri uçsuz bucaksız çocukluktan, içinde bi dünya kaygıların olduğu, daha güçlü bedenlerin zamanla ve biraz da maddiyatla sınırlı düşlerini kuran yetişkinler olduklarında bile Don Kişot yel değirmenlerine karşı kılıcını sallamaya devam eder büyüyen bedenlere sığdıramayıp gönderdiğimiz çocuk ruhumuza inat.

2013 yılında eski milli voleybolculardan Yücel Aslan lösemiyle savaşıyordur, ilik nakli olacaktır ve trombosite, kana ihtiyacı vardır.
Sıradan bir yardım cümlesi, değil mi?
“İşimiz gücümüz var”, “Hastane de teeee nerde”, “Birileri kan verir inşallah.” diye belki de geçiştirdiğimiz onlarca yardım cümlesinden biri.
‘Birileri kan verir inşallah!’

Geçenlerde Gülnur Özfer Görgün ile konuşurken fark ettim ki bizim “vefa hafızamız” yokmuş.
Hep birileri çıkıp gider nasılsa derken aslında tanıdığımız, selam verdiğimiz, hayatımızı şekillendiren işimize, okulumuza, bizi bugüne getirenlere, olmamıza yardımcı olan herkese ve her şeye küçük bir teşekkür etmemizi sağlayacak vefa hafızamızı da kaybetmiştik büyüyen bedenlerimizde koyacak yer bulamadığımız çocukluğumuz gibi…

İşin tuhafı haklıydık da, yine biri çıkıp gitmişti.
Gitmekle de kalmamıştı. Yanında umut kılıcını götürmüştü Yücel Aslan ve ailesine..
Onu yaşatmak için tüm camiayı, iyi insanları çevresinde topladı, birleştirdi, inandırdı, sosyal medyadan her gün onun sağlık haberlerini verdi, hikayeler, postalar yazdı ve tüm bu güzel insanlar Yücel’i yaşatmak için tüm güçleriyle savaştılar.

Bu hikaye, “bir hastane odasında kansere karşı verilen savaşı kaybettiler!” diye bitti sanıyorsanız yanılıyorsunuz!
Evet o 11 ay amansız mücadelenin sonunda ailesi ve voleybol camiası Yücel Aslan’ı kaybetti ama Yücel Aslan’la birlikte Gülnur Özfer Görgün’ün hikayesi belki de daha yeni başlıyordu.
11 ay yel değirmenlerine karşı bir savaş olabilir. “Nasılsa bitmiş bir maçta neden bunca inadına yaşama sımsıkı sarılma mücadelesi?” de diyebiliriz.

Son topun kaçıncı sayıda kim tarafından yere düşürüleceğini hiçbirimizin bilmediği bir maçta her sayı için mücadeleye değmez mi?

İşte o Yücel Aslan’la birlikte “Kahramanlar Ölmez” doğdu…

Gülnur Özfer Görgün arkadaşı, oğluşu Yüco’ya söz vermişti verilen tüm bu mücadele ve postacı yazılarını kitap yapacaktı ve tüm gelirini Aslan ailesine bağışlayacaktı. Ve dediğini de yaptı… 2015 yılının 25 Mayıs’ında Kahramanlar Ölmez eseriyle geldi. Elde edilen tüm gelir Aslan ailesinin yaralarına bir nebze de olsa ilaç oldu. Ama bu vesileyle Yücel için verilen top yekûn mücadele aslında çok başka bir şeye de neden olmuştu.

Voleybol Ailesi’nde “Yardımlaşma, iyilik, vefa, bütünleşme” gibi duygular uyanmıştı ve aslında o günden sonra başka bir şeyin de temelleri atılacaktı:

“Voleybolun Unutulmazları”nın.

Hiçbir şey planlı değildi, içinden geldiği gibi, doğaçlama, gönülden. Ve belki de bu nedenle özeldi… Sosyal medyadan başlayan meraklı bir çocuğun “Acaba o aslında kimdi? Şu nerede?”, “Bu napıyor ki?” sorularına birilerinin cevap bulması gerekiyordu. Nasıl ki Gülnur’un voleybolun dışında da bir hikayesi varsa, yolu voleyboldan geçen herkesin de bir hikayesi vardı.

Kimsenin aklına gelmeyecek yüzyıllar sürecek bir yolculuğun ilk adımlarını sosyal medyadan atmaya başlamıştı Gülnur Özfer Görgün.

Önce voleybol ailesinin vefat eden 188 ferdini araştırmaya başladı; eşlerine, evlatlarına, akrabalarına, arkadaşlarına ulaşmayı başardı. Kaybedilenlerin hikayeleri bir bir gün ışığına çıktı. Aileler büyük bir duygu seli ve minnet duygusuyla gözleri yaşlı tekrar o günleri anımsadı. Her hikaye yeni bir hikayeye götürüyordu…

Vefat edenlerin hikayeleri vardı da yaşayanların yok muydu? Onlar ne zaman yazılacaktı? Öldükten sonra mı? Tabii ki hayır!

712 kişinin voleybol hikayelerinin anlatıldığı, voleybol ve spor tarihimizin en geniş kapsamlı çalışması sosyal medyada Voleybolun Unutulmazları platformunda tam 4,5 yıl sürdü. O grubu takip edenler her sabah yeni bir yaşamla ve onun fotoğraflarıyla tanıştılar. Onlar da anılarıyla, fotoğraf altı bilgileriyle katkıda bulundular ve bir ucundan tuttular.

Bunun en eşsiz yanıysa tamamıyla gönüllü bir çalışma oluşuydu… Yani karşılığında hiç bir şey beklemeden… Voleybolun Don Kişot’u bunu “Voleybola Vefa Borcum” diye nitelendirdi.

Ve bir gün açıkladı. Bunca bilgi, belge yok olmamalı ve kalıcı bir eser yapılmalıydı. Voleybolun Unutulmazları Biz Takımı ansiklopedisi böylelikle, beş cilt, 2218 sayfa, 10.000 görsel, 18,5kglık muazzam bir ansiklopediye dönüştü.

Ve bu eserin tüm geliri yaratıcısı Gülnur Özfer Görgün tarafından hayalini kurduğu Dijital Voleybol Müzesinin ilk tuğlası olsun diye Voleybolcular Derneğine (VOLDER) şartlı olarak bağışlandı.

Ne kadar da basit oldu di mi böyle anlatınca J

Hiç de öyle değil işte.

Tek tek hikayeleri anlatılan 712 kişi! Falanca tarihte şurada doğdu, şu şu takımlarda oynadı ve jübile yaptı değil!

Voleybolun Unutulmazları tam da benim istediğim, düşlediğim gibi bir tarihi anlatıyor. Yani etiyle, kanıyla, ruhuyla yaşayan, voleybolu var eden, voleybol sayesinde var olan insanların, insanı insana insanca anlatan bir tarih.

Tüm bunlar yapıldı. Yani onca insanı bizim Don Kişot beş ciltte bir araya getirdi.

E yetecek mi ona? Ya ilerdeki yel değirmenleri? Hedef büyük buluşma!

Atlar Ankara’ya TVF başkanı Üstündağ’ı makamında ziyarete gider. Kafasındaki düşünceleri, çalışmayı bir bir anlatır, ansiklopedi içinde yer alan tüm unutulmazları Burhan Felek Voleybol Salonu’nda bir araya getirmek istediğini söyler ve böylelikle TVF salonu ‘Büyük Buluşma’ için tahsis eder. Sıra Büyük Buluşma için tarih saptamaya gelmiştir. Salonda maçların devam etmesi nedeniyle tarih önce mart olur, sonra nisan ve en son noktayı da  “25 Mayıs dışında bu organizasyon için Burhan Felek dolu. Size 25 Mayısı veriyoruz” diyerek koyarlar.

“25 Mayıs!”

Editör İzzeddin Çalışlar, Grafiker Aykut Genç ile beraber çıkılan yolculuk, ansiklopedi çalışması da diğer bir taraftan hızla devam ediyordu, beklediklerinin aksine giderek çok daha kapsamlı, çok daha büyük boyuta ulaşıyordu… Özellikle tasarım aşaması Ciltler günde yaklaşık 18 saat süren çalışmalarla, yüzlerce görsel taranarak tek tek, ilmek ilmek hazırlanırken üçüncü cildin tüm kayıtları bilgisayarda kaybolur. Elde kalan pdf kayıtlarından ansiklopedinin en kalın cildi sil baştan yeniden yapılır.

Kazara sildiğim 50 sayfalık derginin pdflerinden sonra nasıl kötü olduğum aklıma gelince o an Gülnur Özfer Görgün’ün neler hissettiğini düşünmek bile istemiyorum!

 

Son gün ise her şey tam bitti derken, onca zorluklar bir şekilde aşılmış, davetiyeler gönderilmiş, yüzlerce kişi farklı şehirlerden hatta farklı ülkelerden büyük bir heyecan içinde Burhan Felek’te kendi hayat hikayelerinin ölümsüzleştirilmesine tanıklık etmeye hazırlanırken, matbaa ve taşımayı yapan şirketten kaynaklı bir gecikme olmuş, ansiklopediler salondaki yerlerini henüz alamamıştı. Biz geniş zaman insanlarıyız. Net saat dilimlerimiz yoktur bizim. Öğleden önce, öğleden sonradır saatlerimiz ya … belki onlar da Büyük Buluşma başlamadan önceye ayarlamışlardır saatlerini …

25 Mayıs sabahı Büyük Buluşma’nın başlamasına sadece bir kaç saat kala gelebilen ansiklopediler Burhan Felek’te kahramanları Gülnur Özfer Görgün’ün karşısına ilk kez tamamlanmış çıkıyorlardı. Yıllar süren bir süreçten sonra bebeklerini ilk kez görüp, onlara dokunmaya kıyamayan, gözyaşlarına hakim olamayan bir kadın, Burhan Felek’te yüzlerce kişinin hayalini kendi hayaliyle gerçekleştirmenin anlatılamayacak ruh halindeydi o an.

Yola çıkılan şey öylesine özel ve bir daha tekrarı olamayacak güzellikte idi ki her şey onun olması için mucizelere dönüşüyordu.

25 Mayısın öğlen saatleri her şey Büyük Buluşma için hazırdı!

Kahramanlar Ölmez ve Voleybolun Unutulmazları Büyük Buluşma’nın aynı güne denk gelmesi ise bana göre asla  tesadüf değildi.

 

Dedim ya;

Ve  11 ay süren bu hikaye, “Bir hastane odasında kansere karşı verilen savaşı kaybettiler!” diye bitti sanıyorsanız yanılıyorsunuz! diye.

Hikaye köklerini salarak devam ediyordu…

Büyük Buluşma Voleybol ve Spor tarihimizin bugüne dek eşi ve benzeri olmayan bir buluşma, bir kavuşma, bir kucaklaşması oldu. İnanılmaz bir duygu seli ve mutluluk yaşandı.Farklı jenerasyonlar birbiriyle tanıştı.

Bunca insanı bir araya toplamak için ortada yarışma yoktu. Olimpiyat şampiyonunu belirleyecek büyüklükte bir maç yoktu.

İnanmış kocaman bir yürek ve ona inanmış yüzlerce insanın iyilikte buluşması vardı.

 

Hayallerin sınırı olmaz, hele ki meraklı çocuk Gülnur’un hayallerinin sınırları hiç olmadığı gibi, bizim için imkansız olan onun için sadece biraz zaman alıyor.

Şimdilerdeyse bambaşka şeyler yaşanıyor.

İşte o 18,5’kglık, 2218 sayfalık tosuncuklar hepimizin evlere tıkıldığı bir mucizeyi daha gerçekleştirerek pandemi döneminde vızır vızır o kıta, bu ülke, şu şehir demeden memleketin ve dünyanın her yerindeki kütüphanelere ulaştı.

O arşivlerde, o koleksiyonlarda nice akademisyen, nice öğrenci, nice araştırmacı, nice voleybol ve spor severle buluşuyor. Kalıcı ve sonsuz oluyor…

 

Haziran 2020’de #kütüphaneleryeraçın diye bir avuç insanla yola çıktı Don Kişot.

Doğduğun kente

Yaşadığın kasabaya, köye

Spora başladığın o liseye

Okuduğun üniversiteye

Bir ansiklopedi de senden gitsin

Sevdikleriniz adına

Yitirdikleriniz adına

Ya da kendi adına

dediler…

 

Tek tek sadece ve sadece bireysel desteklerle #400kütüphane ye ulaşılmış olması bence bu projenin en çok şaşırtıcı ve can alıcı noktası…

Çünkü böylesine dev projelerde arkada güçlü kurumlar, güçlü şirketler vardır.

Oysa “ Voleybolun Unutulmazları” oluşumu baştan sona yukarda söylediğim gibi değirmenlerle korkusuzca savaşan bir “Kadın Don Kişot” ve ona inanıp, onunla birlikte koşan bir avuç gönüllü arkadaşının, voleybolcunun ve yakınlarının eseridir.

Yani aslında bu eşi benzeri olmayan bir STK çalışmasıdır.

 

Bu 400 kütüphaneye ulaşılırken Gülnur Özfer Görgün durmadan sosyal medya hesaplarından yeni birilerini tanıttı durdu. Kimi zaman geçmişten bir sporcu, kimi zaman aktif bir voleybolcu, bazen bir iş insanı ya da bir başka spor dalından birileriyle tanıştık.

Hikayeler hiç bitmesin istedik çünkü okurken biz de o hayatların içine girdik. Kimi zaman yakınlarının, evlatlarının onlara söylediği duygu dolu yazdıklarını okuduk.

Çünkü Don Kişot hem bağışçıları hem de adına bağış yapılanların hayatlarını yazdı, ölümsüzleştirdi. Aslında Voleybolun Unutulmazları çalışması sırasında yaptığını bu yeni hayatlar için de yaptı.

 

#400KÜTÜPHANE ! diye haykırdığı gün şunu yazdı Gülnur Özfer Görgün;

 

“Tek tek

Tane tane

Sonsuz bir emek, sonsuz bir çabayla

400 kütüphaneyi tamamladık bugün.

İnanılmaz ama hayalimiz daha gerçek oldu.

Bunu kime anlatırsan “şaka” der

 

Ama maçı kazanmak istiyorsan

Önce ekip olarak inanacaksın,

Birlik olacaksın, “biz” olacaksın

Sonra hedefe kitleneceksin

Çok çalışacaksın

Sabredeceksin

Vee asla vazgeçmeyeceksin.

Günlerdir son 6, son 3, son 2 diye geri sayıyorduk

İşte o gün, bugün: 400 olduk.”

 

16 Yurt Dışı Kütüphane, 6 Büyük Kütüphane, 5 Müze Kütüphanesi, 136 Üniversite Kütüphanesi, 102 Halk Kütüphanesi, 93 Okul Kütüphanesi, 18 Dernek-Spor Kulübü Kütüphanesi, 8 Özel Kurum Kütüphanesi, 16 Belediye Kütüphanesi…

 

Bir yürek ordusuyla gerçekleştirilen mucizeye hep birlikte tanıklık ediyoruz…

İNANILMAZ AMA GERÇEK işte o kütüphanelerden bazıları

 

YURT DIŞI KÜTÜPHANELER-ÜNİVERSİTELER

 

  1. Almanya Deutsche Sporthochschule Köln Zentralbibliothek (Köln)
  2. Amerika Birleşik Devletleri Aziz & Gwen Sancar Foundation (North Carolina)
  3. Amerika Birleşik Devletleri Harvard University (Cambridge)
  4. Amerika Birleşik Devletleri Library of Congress ( Washington)
  5. Amerika Birleşik Devletleri Texas University at Austin (Texas)
  6. Amerika Birleşik Devletleri Yale University Library (New Haven)
  7. Azerbeycan National Library (Bakü)
  8. Çin The National Library of China (Beijing)
  9. Fransa Bibliotheque Nationale de France (Paris)
  10. Hollanda Leiden University Library (Leiden)
  11. İngiltere British Library (Londra)
  12. Japonya National Diet Library (Tokyo)
  13. KKTC Girne Üniversitesi (University of Kyrenia) (Girne)
  14. Meksika Bibliotheca Vasconcales (Ciudad de Mexico)
  15. Rusya National Library of Russia (St Petersburg)
  16. Yunanistan Aristotle University of Thessaloniki (Selanik)

 

Ülkemizde ise;

  1. Ankara Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Kütüphanesi
  2. Ankara Milli Kütüphane
  3. Ankara TBMM Kütüphanesi
  4. İstanbul Beyazıt Halk Kütüphanesi
  5. İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi
  6. İzmir Milli Kütüphane

olmak üzere altı büyük kütüphane ve;

 

  1. İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Kütüphanesi
  2. İstanbul Beşiktaş Müzesi Kütüphanesi
  3. İstanbul Fenerbahçe Müzesi Kütüphanesi
  4. İstanbul Galatasaray Müzesi Kütüphanesi
  5. İstanbul Modern Sanatlar Müzesi Kütüphanesi

 

bu  müze kütüphanesi…

 

Gülnur Özfer Görgün, bu zamana kadar hiç kimsenin cesaret edemediği bu ansiklopediyi, büyük buluşmayı ve 400 kütüphaneyi hayal etti. Kararlılıkla yürüdü, başardı ve kendisinden sonra aynı yolu izleyeceklere örnek oldu.

“Biz başardık, siz de başarabilirsiniz” mesajını verdi.

 

Şimdi 400. kütüphanede  “bi’ mola” verdi.

Hem biraz dinlenme hem de en büyük hayali olan “Dijital Voleybol Müzesi” için araştırma,  çalışma ve programlama zamanı…

O bi’ mola verdi ama pek çok kişi, “Biz Takımı” onunla aynı fikirde değildi.

 

#500 olalım, 400 yetmez dediler..

İşte tam da bu nedenle 22 Eylül’de

“100 Ansiklopedi, 100 Kütüphane, 100 Hayat” sloganıyla tekrar geri dönecek

Aktif voleybolcular, sahadakilerin yanı sıra, farklı branşlar, iş insanları…

Kısacası hikayelerini ölümsüzleştirmek isteyen nicesi için tekrar yazmaya başlayacak…

 

Gülnur Özfer Görgün’ün hikayeleri hep çok farklıdır. Anlatımı çok samimi, çok ayrıntıcı ve herkesin kahramanı kendisi olduğunu fark edersiniz onun yazdığı, anlattığı hikayelerde…

 

“Her hayat aslında bir başka hikaye…

Yazarken aynı zamanda karşımdaki insanın da çok mutlu olacağını düşünüp ve onlar adına çok seviniyorum.

Ancak ben böyle kaptırıp giderken yazılar bir hayli uzuyor haliyle…

Kısaca beni bekleyen diğer çalışmayı, yapmam gereken araştırma ve planlamaları erteleyip duruyorum.

Beni tanıyanlar iyi bilir birisini dinlerken diğer tarafta konuşulanları pek dinleme şansım yoktur, konsantre olamam.

Yarım olsun, ucundan acık olsun demesini bilmeyen bir karakter olduğumu da sanırım anladınız artık. Yapabileceğimin en iyisini yapmak isterim.

Ve ayrıca diğer bir kötü huyum var ki detaylar, ince ayrıntılar. Orada şu eksik kalmasın, burada da şu olsun derken çok boğulduğumu, kendi kendime işimi zorlaştırdığımı ve olayın çok uzadığını bilirim.

Ne yapayım bu galiba benim yoğurt yiyişim, karakterim. Yapacak bir şey yok. Cezam neyse razıyım.” diyor bir yazısında.

 

Küçük bir iz bırakmak için değil midir bütün çabalar, gayretler… Voleybolun Don Kişot’u bize belki de nesiller boyu sürecek izler bırakma imkanı veriyor hem de kendi hikayelerimizle…

Katılarak, destekleyerek yanında olabiliriz, bir memleketin bir kütüphanesine bu ansiklopediyi bağışlarken ismimizi, yitirdiklerimizi ölümsüz kılabiliriz

Her çocuk gibi onun için de kahramanlar ölümsüzdür. Dedim ya herkes kendi hikayesinin kahramanıdır onun yazılarında…

Gülnur Özfer Görgün içindeki çocuğu hiç bırakmadı, büyütmedi. Hep çocuk, hep meraklı çocuk gezindi durdu ruhunda..

Kahramanlar Ölmez, zamanda yolculuk yapar ruhları…

Dün bir masal kitabında Don Kişot, bugün Gülnur Özfer Görgün olurlar…

 

 

Fatma Madi Babuşcu

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mesajınızı Yazın

%d blogcu bunu beğendi: